By gazgaz1 - Blogcu



Image Hosted by ImageShack.us

"SENDEKİ KAŞLAR"

Sendeki kaşlar bende de olaydı vay
Kaşları senden rastığı benden
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
Sendeki gözler bende de olaydı vay
Gözleri senden sürmesi benden
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
Sendeki saçlar bende de olaydı vay
Saçları senden tarağı benden

Ben feleğe neylemişim
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
Atatürkün Sevdiği Şarkı
NE
MUTLU TÜRKÜM DİYENE







ŞEHİT; Künyesi Kırılandır..VATAN İçin CAN Vern.. VATAN için VURULANDIR.. ŞEHİT; Elbisesi Ateşten AK Kundak gibi.. KARA Topraga Sarılandır KAHRAMAN; Göz KIRPMADAN Düşmana SALDIRANDIR.. TÜRK Tarihi Denen KAHRAMANLIK Şiirini.. Yeniden Yazmak İçin Harcayacagımız Kandır

Önce Vatan Vatan Millet Sonra Ana ve Yar Bu yolda Savrulan Birileri var

Ezan dinmez diyen..Bayrak İnmez Diyen..Şehit Ölmez Diyen birileri var.. Şehitler ölmezzzzz....Şehitler ölmezzzzz...

Bayrakla Dertleşen ..Toprakla Birleşen..Can verip Devleşen Birileri var Hepimizin başı sag olsun..

Er yada geç sizide bitirecegiz Soysuz köpekler..


Ana Sayfa
Profilim
Arşiv


Türkiye Fotografları Osmanlıca Sözlük
Türk Sultanları

1demethuzun
1tebessum
hayatbanaborcunvar
spartacus3
pepenero
amozonik
seraplaherseyyy
aragez
zeynep43
juniormarduk
milaca
canbazoglu1
diloylo
AnemonisT
vakanuvis
skazka
sondeli
beyazgelinciik
korkuyok
interlock
XderbederX
ladyfame
merrhaba
onurtan
alperenbozkurt
ata1881
oyumben
kutuptayaz2
karanfilna
Anemonist
namazlar
azmavi
resimleringalerisi
asilmillet
Atatürk ve DİN

<%RecentEntryTitle%>


juniormarduk.blogcu.com

Banner Generator Tıklayın




3.11.2008 - Türk sultanları

Türk Sultanları
BabasıMurad-ı Hüdavendigar
AnnesiGülçiçek Hatun
Doğumu1360
Vefatı1403
Saltanatı1389-1402
YILDIRIM BAYEZİD HAN
   Osmanlı sultanlarının dürdüncüsü.

   Sultan Murad-ı Hüdavendigar' ın oğlu olup, 1360 yılında Gülçüçek hatun' dan doğdu. Küçük yaştan itibaren zamanın en seçkin alimlerinden ilim öğrendi. Değerli kumandanlardan askerlik, sevk ve idare derleri gördü. 1381 yılında devlet idaresinde yetişmesi için Kütahya' ya vali tayin edildi. 1389' da haçlı ordusu ile yapılan Birinci Kosova savaşına katılarak büyük kahramanlık gösterdi. Babası Sultan Murad, bu savaş sonunda bir Sırplı tarafından şehid edilince, devlet şleri gelenlerinin müşterek kararı ile Osmanlı tahtına geçti.

    İlk olarak Sırbistan işleri yoluna koyan Yıldırım Bayezid bu sırada kendisine karşı ittifak eden Anadolu Beylikleri üzerine yürüdü. Sür'atle hareket ederek Aydınoğulları, Saruhanoğulları, Germiyanoğulları, Menteşe ve Hamidoğulları beyliklerini ortadan kaldırdı (1390). Karamanoğulları beylğini itaat altına aldı. (1391). 1391' de İstanbul' u muhasara etti ve yedi aylık bir kuşatmadan sonra şehirde bir Türk mahallesi kurulması, bir cami yapılması ve verginin arttırılması şatıyla anlaşma yaptı. 1392' de Kastamonu üzerine yürüyerek, Candaroğlu topraklarını ele geçirdi. 1394' de Selanik ve Yenişehir' i (Mora) alan Osmanlı orduları, Teselya ve Arnavutluk' a kadar ilerlediler.

    Yıldırım Bayezid' in 1395' de İstanbul' u ikinci defa muhasarası yeni bir haçlı ordusunun hareketine yol açtı. bütün Avrupa milletlerinden meydana gelen haçlılar, Osmanlılara ait Niğbolu kalesini kuşatmışlardı. Adına yaraşır bir sür'atle gelen sultan Bayezid haçlıları Niğbolu kalesi önünde ağır bir bozguna uğrattı (25 Eylül 1396). Esir edilen ve fidye karşılığı serbest bırakıldıktan sonra padişaha karşı bir daha savaşmamaya yemin eden Avrupalı asilzadeler ve şövalyelere Yıldırım Bayezid Han şöyle diyordu: "Ettiğiniz yeminleri size iade ediyorum. Gidiniz, yeniden ordular toplayınız ve bizim üzerimize geliniz. Bana bir kere daha zafer kazanmak imkanı sağlamış olursunuz. Zira beni Allahü tealanın dinini yaymak ve O'nun rızasına kavuşmak için dünyaya gelmişim."


    Niğbolu zaferinden sonra Osmanlı akıncıları Macaristan içlerine kadar girerek pek çok ganimetlerle döndüler. 1397' de İstanbul' un üçüncü defa kuşatan Bayezid, Bizans' ın denizle bağlantısını kesmek için Anadolu hisarını inşa ettirdi.

    Yıldırım Bayezid' in 1398' de Karaman ve 1399' da Dulkadırlı topraklarına girmesinden sonra topraklarını kaybeden Anadolu beyleri bu sırada Hindistan seferinden dönen Timur' a sığınarak, onu Osmanlı sultanına karşı kışkırttılar. Bu arada Timur' dan kaçan Karakoyunlu ve Cezayir beyleri de Yıldırım Bayezid' i Timur' a karşı tahrik ediyorlardı. Bu tahrikler ve Timur' un Osmanlılara ait Sivas' ı alması neticede iki büyük Türk hakanını Ankara' da karşı karşıya getirdi. Çubuk ovasında yapılan ve çok şiddetli geçen muharebe sonunda Osamnlı ordusu, mağlubiyete uğrarken, Yıldırım Bayezid Han yedi ay kadar sonra kederinden ve nefes darlığından kırkdört yaşında vefat etti (1403). Timur Han ölüm haberini alınca; "Yazık oldu, büyük bir mücahidi kaybettik." demekten kendini alamadı.

    Sultan Yıldırım Bayezid, çevik, atılgan, cesur aynı zamanda hadiselerini kavramış iyi bir kumandandı. Ani olaylar karşısında soğuk kanlılığını muhafaza ederek kakarını verir ve ordusunu sür'atle istediği yere sevk ederdi. Adeleti çok meşhurdu. Alimlerin sohbetlerinde bulunur, onların Allahü tealanın emir ve yasaklarını bildiren sözlerini gönülden kabul ederdi. Evliyaya çok hürmette bulunurdu. Osmanlı topraklarının her tarafından cami, mescid, darüşşifa, medrese, imaret ve misafirhaneler yaptırdı. Ayrıca bütün bu imaretler için geniş vakıflar kurdurdu. Bursa' daki Ulucamii yaptırdığı en önemli eseridir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-04-04 15:36:10 - tuuttu

Yazan:isimsiz
tut
Bağlantı

2009-03-18 21:38:14 - askerlik yan gelip yatma yeri diyen tayyip erdoğan

Yazan:ercan aktan
askerlik yan gelip yatma yeri diyen tayyip erdoğan gelsin de baksın nasıl yan yattıklarına oğullarınıda askere yollasın ki öğrensin gemiler alana kadar
Bağlantı

2009-03-18 21:36:17 - askerlik yan gelip yatma yeri diyen tayyip erdoğan

Yazan:ercan aktan
askerlik yan gelip yatma yeri diyen tayyip erdoğan bu siteye baksın nasıl yattıklarına oğullarını da askere yollasınki askerlik yan gelip yatılma yerimi öğrensin
Bağlantı


ATATÜRK"
"Bu dünyada üç varlığa taparım .."
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK ..
Üçünede gözüm gibi bakarım ,
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK ..
Al bayrağı dalgalanıp duruyor
Türk ordusu ileriyi görüyor ..
Milletine Huzur Yaşam veriyor ,
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK ..
Şehitler bırakmaz bayrak sancağı ..
Yanarinin al kırmızı bayrağı .....!
"Türk milleti için güven kaynağı "
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK
Her an ileriyi gördü ATATÜRK ..
"Düşmanı beyninden vurdu ATATÜRK" ,
Güzel CUMHURİYET kurdu ATATÜRK
Saltanatı yurttan sürdü ATATÜRK ....

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

tarih bilinci
İzmir Yollarından Son Mektup
Belki şimdi sana son sözlerimi yazmadan gözlerim kapanacak. Belki var daha beş, on dakikalık bir zaman. Anne için yanacak mektubum okunurken. Lakin ölümün eli alnıma dokunurken, beliren bir emeli çok görme bana sakın. Ben Tanrıya en yakın bir yola sapıyorum, Milletin uğrunda türbemi yapıyorum. Düşündüm huzurunda ebedi bir akşamın, Düşündüm ki babamın dizi dibinde geçen yirmi iki seneden elimizde kalan ne? Sorarım sana anne: Mademki gün gelecek, herkes aynı meleğin önünde eğilecek, Niçin o güne değin çan sesleri duyayım. Bugün de bir yarın da, Bırakın uyuyayım İzmir kapılarında! Anne elveda artık, şu iki, üç asırlık gecenin gündüzünü görmeden gidiyorum. Ne beis var diyorum, o günün seherinde senin ince yüzünü görüyor gibiyim ya. Ey genç gecelerinde beşiğimi bekleyen! Ediyorum emanet seni Anadoluya! Sütünden, emeğinden ne verdinse helal et. Söyle Hacer'e o da: hakkını helal etsin Gönülcüğü dilerse başkalarına gitsin... Ben ermeden murada ecel kırdı kolumu; Artık beyhude yere beklemesin yolumu. O ne anne, o güzel gözlerinden akan ne? Geri dönemem diye ağlıyormusun anne?..
Kemalettin Kamu
Kandilli'de, eski bahçelerde,
Akşam kapanınca perde perde,
Bir hatıra zevki var kederde.
Artık ne gelen, ne beklenen var;
Tenha yolun ortasında ruzgar
Teşrin yapraklarıyla oynar.
Gittikçe derinleşir saatler,
Rikkatle, yavaş yavaş ve yer yer
Sessizlik daima ilerler.
Ürperme verir hayale sık sık,
Her kapıdan giren karanlık,
Çok belli ayak sesinden artık.
Gözlerinden uzaklaşınca dünya
Bin bir geceden birinde güya
Başlar rüya içinde rüya.
Y.K.Beyatlı