By gazgaz1 - Blogcu



Image Hosted by ImageShack.us

"SENDEKİ KAŞLAR"

Sendeki kaşlar bende de olaydı vay
Kaşları senden rastığı benden
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
Sendeki gözler bende de olaydı vay
Gözleri senden sürmesi benden
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
Sendeki saçlar bende de olaydı vay
Saçları senden tarağı benden

Ben feleğe neylemişim
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
Atatürkün Sevdiği Şarkı
NE
MUTLU TÜRKÜM DİYENE







ŞEHİT; Künyesi Kırılandır..VATAN İçin CAN Vern.. VATAN için VURULANDIR.. ŞEHİT; Elbisesi Ateşten AK Kundak gibi.. KARA Topraga Sarılandır KAHRAMAN; Göz KIRPMADAN Düşmana SALDIRANDIR.. TÜRK Tarihi Denen KAHRAMANLIK Şiirini.. Yeniden Yazmak İçin Harcayacagımız Kandır

Önce Vatan Vatan Millet Sonra Ana ve Yar Bu yolda Savrulan Birileri var

Ezan dinmez diyen..Bayrak İnmez Diyen..Şehit Ölmez Diyen birileri var.. Şehitler ölmezzzzz....Şehitler ölmezzzzz...

Bayrakla Dertleşen ..Toprakla Birleşen..Can verip Devleşen Birileri var Hepimizin başı sag olsun..

Er yada geç sizide bitirecegiz Soysuz köpekler..


Ana Sayfa
Profilim
Arşiv


Türkiye Fotografları Osmanlıca Sözlük
Türk Sultanları

1demethuzun
1tebessum
hayatbanaborcunvar
spartacus3
pepenero
amozonik
seraplaherseyyy
aragez
zeynep43
juniormarduk
milaca
canbazoglu1
diloylo
AnemonisT
vakanuvis
skazka
sondeli
beyazgelinciik
korkuyok
interlock
XderbederX
ladyfame
merrhaba
onurtan
alperenbozkurt
ata1881
oyumben
kutuptayaz2
karanfilna
Anemonist
namazlar
azmavi
resimleringalerisi
asilmillet
Atatürk ve DİN

<%RecentEntryTitle%>


juniormarduk.blogcu.com

Banner Generator Tıklayın




21.9.2008 - Türk Sultanları

Türk Sultanları
BabasıSüleyman Şah
Annesi?
Doğumu?
VefatıTemmuz 1107
Saltanatı1092 - 1107
BİRİNCİ KILIÇ ARSLAN
 Türkiye Selçuklu Devleti' nin kurucusu, Kutalmışoğlu Süleyman Şah' ın oğlu ve İkinci Türkiye Selçuklu Sultanı.

   Babası Süleyman Şah' ın 1086' da Suriye seferinde Melik tutuş' a yenilmesi ve ölümü üzerine, Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah onun oğulları Kılıç Arslan ve Davud Arslan' ı İsfehan' a götürdü. Kılıç Arslan burada altı sene iyi bir eğitim ve öğretim görerek, Türk-İslam terbiyesi ile yetiştirildi.

   Kılıç Arslan, 1092' de Büyük Selçuklu Sultanı Berkyaruk' un izni ile Anadolu' ya gelerek İznik' te altı yıldır boş duran Türkiye Selçukluları tahtına çıktı. Yanındaki Türkmen ailelerini İznik' e yerleştirerek, Anadolu' da dağılmış olan birliği yeniden te'sis etti.

   Bu sırada Bizanslıların fırsattan istifade ile Marmara sahillerini işgale başlamaları üzerine Kılıç Arslan İzmir Bey'İ Çaka ile ittifak ederek mücadeleye girişti. İmparator Alexios' un Türk kuvvetlerine karşı denizden gönderdiği büyük bir ordubozguna uğratıldı. İznik' e saldırıları bertaraf edilen Bizanslılar, Balıkesir ve Kapıdağı bölgelerinden de geri püskürtüldüler.

   1095' de Malatya üzerine sefere çıkan Kılıç Arslan kaleyi tam düşürmek üzere iken, yüzbinlerce kişilik haçlı kuvvetlerinin Türkiye topraklarına girdiğini haber aldı. Bunun üzerine, muhasarayı kaldırarak süratle memleketini müdafaaya döndü. İznik' i muhasara eden haçlılara karşı hisar önün de ordusunu savaşa soktu. Şiddetli çarpışmalar sonun da iki taraf da ağır zayiat verdi. Birçok haçlı kumandanı öldürüldü. Ancak düşman devamlı takviye alıyordu. Kalabalık düşman kuvvetlerine karşı meydan savaşı vermenin tehlikeli olacağını anlayan Kılıç Arslan ordusunu geri çekmek zorunda kaldı. Böylece 22 yıllık Selçuklu payitahtı olan İznik şehri 29 Haziran 1097' de Haçlı kuvvetlerinin eline geçti.

   Kılıç Arslan bundan sonra Danişmend Gazi ve Kayseri emiri Hasan ile birşleşerek Eskişehir' e doğru harekete geçen haçlılara dağ, geçit ve vadiler de sürekli baskınlar düzenleyerek ağır zayiat verdirdi. Öyle ki, Kayseri ve Toroslar üzerinden Kudüs' e doğru yol alan haçlı ordusu Kılıç Arslan' ın ve kumandanlarının yıtpratma savaşları neticesin de altı yüz binden yüz bine düştü. Neticede Kudüs' e ulaşan haçlılar bu bölgedeki büyük Selçuklu emirlerinin rekabetinden de faydalanarak Antakya, Urfa ve Kudüs' de hıristiyan idareler kurdular.

   İznik' in kaybından ve Birinci Haçlı seferinden sonra Kılıç Arslan, Anadolu Türklerini toplamaya başlayarak, Konya' yı başkent yaptı. Büyük Selçuklu İmparatorluğu' nun parçalanmasından faydalanarak bütün İslam alemine hakim olmak teşebbüsüne girişti. Ancak Musul emiri Çavlı, Artukoğlu İlgazi ve Suriye meliki Rıdvan ile 1107 senesi Temmuz ayında Habur ırmağı kıyısında yaptığı savaşı kaybetti. Yaralı olarak Habur ırmağını geçerken boğularak şehid oldu. Naşı Meyyafarikin' e götürülerek kendisi için yapılan Türbeye defn edildi.

   Türkiye Selçuklu Devleti' nin en buhranlı devrelerinde hükümdar olan Birinci Kılıç Arslan, teşkilatçı bir devlet adamıydı. Üstün kumandanlık kabiliyetine sahip, hayatı mücadele içinde geçen büyük bir kahraman ve gazidir. Mutaassıp haçlı ordusuna ağır kayıplar verdirerek, Türklerin Anadolu topraklarından atılamayacağını isbat etti. Çok hayır işleyip ahalisinin sevgisini kazandı. Hıristiyan halka da adalet ve şefkatle davrandı. Bu yüzden devrin tarihçileri "Kılıç Arslan' ın ölümü hıristiyanlar için de bit matem oldu." demişlerdir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!


ATATÜRK"
"Bu dünyada üç varlığa taparım .."
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK ..
Üçünede gözüm gibi bakarım ,
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK ..
Al bayrağı dalgalanıp duruyor
Türk ordusu ileriyi görüyor ..
Milletine Huzur Yaşam veriyor ,
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK ..
Şehitler bırakmaz bayrak sancağı ..
Yanarinin al kırmızı bayrağı .....!
"Türk milleti için güven kaynağı "
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK
Her an ileriyi gördü ATATÜRK ..
"Düşmanı beyninden vurdu ATATÜRK" ,
Güzel CUMHURİYET kurdu ATATÜRK
Saltanatı yurttan sürdü ATATÜRK ....

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

tarih bilinci
İzmir Yollarından Son Mektup
Belki şimdi sana son sözlerimi yazmadan gözlerim kapanacak. Belki var daha beş, on dakikalık bir zaman. Anne için yanacak mektubum okunurken. Lakin ölümün eli alnıma dokunurken, beliren bir emeli çok görme bana sakın. Ben Tanrıya en yakın bir yola sapıyorum, Milletin uğrunda türbemi yapıyorum. Düşündüm huzurunda ebedi bir akşamın, Düşündüm ki babamın dizi dibinde geçen yirmi iki seneden elimizde kalan ne? Sorarım sana anne: Mademki gün gelecek, herkes aynı meleğin önünde eğilecek, Niçin o güne değin çan sesleri duyayım. Bugün de bir yarın da, Bırakın uyuyayım İzmir kapılarında! Anne elveda artık, şu iki, üç asırlık gecenin gündüzünü görmeden gidiyorum. Ne beis var diyorum, o günün seherinde senin ince yüzünü görüyor gibiyim ya. Ey genç gecelerinde beşiğimi bekleyen! Ediyorum emanet seni Anadoluya! Sütünden, emeğinden ne verdinse helal et. Söyle Hacer'e o da: hakkını helal etsin Gönülcüğü dilerse başkalarına gitsin... Ben ermeden murada ecel kırdı kolumu; Artık beyhude yere beklemesin yolumu. O ne anne, o güzel gözlerinden akan ne? Geri dönemem diye ağlıyormusun anne?..
Kemalettin Kamu
Kandilli'de, eski bahçelerde,
Akşam kapanınca perde perde,
Bir hatıra zevki var kederde.
Artık ne gelen, ne beklenen var;
Tenha yolun ortasında ruzgar
Teşrin yapraklarıyla oynar.
Gittikçe derinleşir saatler,
Rikkatle, yavaş yavaş ve yer yer
Sessizlik daima ilerler.
Ürperme verir hayale sık sık,
Her kapıdan giren karanlık,
Çok belli ayak sesinden artık.
Gözlerinden uzaklaşınca dünya
Bin bir geceden birinde güya
Başlar rüya içinde rüya.
Y.K.Beyatlı