By gazgaz1 - Blogcu



Image Hosted by ImageShack.us

"SENDEKİ KAŞLAR"

Sendeki kaşlar bende de olaydı vay
Kaşları senden rastığı benden
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
Sendeki gözler bende de olaydı vay
Gözleri senden sürmesi benden
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
Sendeki saçlar bende de olaydı vay
Saçları senden tarağı benden

Ben feleğe neylemişim
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
Atatürkün Sevdiği Şarkı
NE
MUTLU TÜRKÜM DİYENE







ŞEHİT; Künyesi Kırılandır..VATAN İçin CAN Vern.. VATAN için VURULANDIR.. ŞEHİT; Elbisesi Ateşten AK Kundak gibi.. KARA Topraga Sarılandır KAHRAMAN; Göz KIRPMADAN Düşmana SALDIRANDIR.. TÜRK Tarihi Denen KAHRAMANLIK Şiirini.. Yeniden Yazmak İçin Harcayacagımız Kandır

Önce Vatan Vatan Millet Sonra Ana ve Yar Bu yolda Savrulan Birileri var

Ezan dinmez diyen..Bayrak İnmez Diyen..Şehit Ölmez Diyen birileri var.. Şehitler ölmezzzzz....Şehitler ölmezzzzz...

Bayrakla Dertleşen ..Toprakla Birleşen..Can verip Devleşen Birileri var Hepimizin başı sag olsun..

Er yada geç sizide bitirecegiz Soysuz köpekler..


Ana Sayfa
Profilim
Arşiv


Türkiye Fotografları Osmanlıca Sözlük
Türk Sultanları

1demethuzun
1tebessum
hayatbanaborcunvar
spartacus3
pepenero
amozonik
seraplaherseyyy
aragez
zeynep43
juniormarduk
milaca
canbazoglu1
diloylo
AnemonisT
vakanuvis
skazka
sondeli
beyazgelinciik
korkuyok
interlock
XderbederX
ladyfame
merrhaba
onurtan
alperenbozkurt
ata1881
oyumben
kutuptayaz2
karanfilna
Anemonist
namazlar
azmavi
resimleringalerisi
asilmillet
Atatürk ve DİN

<%RecentEntryTitle%>


juniormarduk.blogcu.com

Banner Generator Tıklayın




6.10.2008 - İstiklal Marşının Açıklanması

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.


Mehmet Akif Türk milletine cesaret,ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi Türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden Türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz.
Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez.


Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!

Şair ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor. Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir. Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş yerine düşman bayrakları asılmıştır. Kaş çatmak öfke halini ifade eder. Kaş ayrıca edebiyatımızda hilale benzetilir. Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir. Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır. Kahraman Türk milletini üzmektedir. Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır.

Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır. Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa aşık Türk milleti de özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir. Bu milletimizin en doğal hakkıdır. Çünkü Türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüşlerdir. Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp göklerde dalgalanması gerekir. Türk milleti daima Allah’a inandığı ve taptığı için özgürlük onun hakkıdır.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Şair “ben” diyor. (Ancak kast ettiği mana aslında bizdir Türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaşamıştır,hür yaşayacaktır. Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen ancak çıldırmış olmalı,zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir şekilde cezalandırılır. Türk milleti bağımsızlığı uğrunda önüne çıkacak her engeli aşacak güçtedir. O; böylesine yüce bir amaç için dağları delecek, enginlere sığmayıp,denizleri taşıracaktır güçtedir.


Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Bu kıtada şair vatanımızı istilaya kalkışan Avrupalılara meydan okuyor. 20. asrın başında Avrupa medeniyeti 19.yy. deki görkeminden oldukça uzaktır. O sebeple şair batıyı tek dişi kalmış canavara benzetiyor. Ancak Avrupa mevcut teknik imkanlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır. Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır. Avrupalı kendini çelik zırhla korurken Mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir.

Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Şair kahraman Türk askerine hitap ediyor. Türk yurdunu alçakları uğratmaması için gerekirse canını feda etmesini öneriyor. Şehit gövdelerinin meydana getireceği siperler düşmana mani olacaktır. Mehmet Akif düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceği Allah’ın Türk milletine Kuran-Kerimde vaad ettiği zafer gününün yarından bile daha yakın bir zamanda doğacağına inanmaktadır.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Şair Türk ordusuna vatanın kutsallığını hatırlatıyor. Toprak ile vatan arasında büyük bir fark vardır. Toprağı vatan haline getiren onu elde etmek ve korumak için savaşan fertlerin varlığıdır. Kısacası sıradan bir toprak büyük bir değer taşımaz; ama vatan toprağı uğrunda şehit olan atalarımızın o topraktaki mezarlarıdır. Bu kutsal vatanı dünyalara değişmeyiz. Toprak dünyanın dünyanın her yerinde bulunur. Ancak atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklar vatanımız üzerindedir.

Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitlerimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.


Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.


Allah’a şair hitap ediyor. Mehmet Akif’in Allah’tan tek dileği ibadet yerlerinin göğsüne düşman elinin değmemesidir. Camilerimizden okunan ezanlar sonsuza kadar türk yurdunun üstünde inlemelidir. Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir.


O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden na’aşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.


Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe şehitlerimizin de ruhları şad olacaktır. Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden yüce bir anlam taşır. Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Şair zafer gününün heyecanını yaşıyor. Şanlı bayrağımız dalgalandıkça gökyüzünü şafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır. Türk milleti yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur. Artık onun için yok olma korkusu kalmamıştır. Bayrağımız şehitlerimizin kanlarını hak etmiştir. Bağımsızlık Allah’a tapan ve doğruluktan ayırmayan Türk milletinin en doğal hakkıdır.

Ne Mutlu Türküm Diyene

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!


ATATÜRK"
"Bu dünyada üç varlığa taparım .."
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK ..
Üçünede gözüm gibi bakarım ,
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK ..
Al bayrağı dalgalanıp duruyor
Türk ordusu ileriyi görüyor ..
Milletine Huzur Yaşam veriyor ,
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK ..
Şehitler bırakmaz bayrak sancağı ..
Yanarinin al kırmızı bayrağı .....!
"Türk milleti için güven kaynağı "
CUMHURİYET,DEMOKRASİ,ATATÜRK
Her an ileriyi gördü ATATÜRK ..
"Düşmanı beyninden vurdu ATATÜRK" ,
Güzel CUMHURİYET kurdu ATATÜRK
Saltanatı yurttan sürdü ATATÜRK ....

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

tarih bilinci
İzmir Yollarından Son Mektup
Belki şimdi sana son sözlerimi yazmadan gözlerim kapanacak. Belki var daha beş, on dakikalık bir zaman. Anne için yanacak mektubum okunurken. Lakin ölümün eli alnıma dokunurken, beliren bir emeli çok görme bana sakın. Ben Tanrıya en yakın bir yola sapıyorum, Milletin uğrunda türbemi yapıyorum. Düşündüm huzurunda ebedi bir akşamın, Düşündüm ki babamın dizi dibinde geçen yirmi iki seneden elimizde kalan ne? Sorarım sana anne: Mademki gün gelecek, herkes aynı meleğin önünde eğilecek, Niçin o güne değin çan sesleri duyayım. Bugün de bir yarın da, Bırakın uyuyayım İzmir kapılarında! Anne elveda artık, şu iki, üç asırlık gecenin gündüzünü görmeden gidiyorum. Ne beis var diyorum, o günün seherinde senin ince yüzünü görüyor gibiyim ya. Ey genç gecelerinde beşiğimi bekleyen! Ediyorum emanet seni Anadoluya! Sütünden, emeğinden ne verdinse helal et. Söyle Hacer'e o da: hakkını helal etsin Gönülcüğü dilerse başkalarına gitsin... Ben ermeden murada ecel kırdı kolumu; Artık beyhude yere beklemesin yolumu. O ne anne, o güzel gözlerinden akan ne? Geri dönemem diye ağlıyormusun anne?..
Kemalettin Kamu
Kandilli'de, eski bahçelerde,
Akşam kapanınca perde perde,
Bir hatıra zevki var kederde.
Artık ne gelen, ne beklenen var;
Tenha yolun ortasında ruzgar
Teşrin yapraklarıyla oynar.
Gittikçe derinleşir saatler,
Rikkatle, yavaş yavaş ve yer yer
Sessizlik daima ilerler.
Ürperme verir hayale sık sık,
Her kapıdan giren karanlık,
Çok belli ayak sesinden artık.
Gözlerinden uzaklaşınca dünya
Bin bir geceden birinde güya
Başlar rüya içinde rüya.
Y.K.Beyatlı